Tembellik Hakkı – Paul Lafargue

1883 yılında kaleme alınan Tembellik Hakkı (Le Droit à la Paresse), başlığıyla ilk bakışta şaşırtıcı, hatta kışkırtıcı bir izlenim bırakır. Ancak Paul Lafargue’ın amacı tembelliği yüceltmek değildir. Aksine, modern toplumun çalışmayı kutsallaştıran anlayışına yöneltilmiş radikal ve ironik bir eleştiridir.
Bu kısa ama yoğun metin, yalnızca 19. yüzyıl sanayi toplumuna değil, günümüzün “hustle culture” anlayışına da güçlü bir cevap niteliğindedir.
Paul Lafargue Kimdir?

Paul Lafargue, Fransız-Küba kökenli bir düşünür ve gazetecidir. Marksist düşünceye yakın olsa da, Tembellik Hakkı adlı metni klasik işçi hareketi söylemininde ötesine geçer.
Lafargue’a göre sorun yalnızca kapitalizm değildir. Asıl problem, toplumun çalışmayı ahlaki bir erdem haline getirmesidir.
Kitabın Temel Tezi: Çalışma Bir Erdem midir?

Lafargue’ın temel sorusu oldukça basittir:
İnsan yaşamak için mi çalışır, yoksa çalışmak için mi yaşar?
Sanayi Devrimi sonrası Avrupa’da çalışma süresi artmış, makineler üretimi hızlandırmış, fakat insanlar daha az değil daha fazla çalışmaya başlamıştır. İşçi sınıfı, daha iyi bir yaşam talep etmek yerine “daha fazla iş” talep eder hale gelmiştir.
Lafargue’a göre bu trajik bir yanılgıdır.
Ona göre:
İnsan emeğe indirgenemez.
Sürekli çalışma insanı özgürleştirmez.
Çalışma kutsal değildir.
Tembellik Nedir? Lafargue Ne Savunur?
Burada “tembellik” kelimesi yanıltıcı olabilir.
Lafargue’ın savunduğu tembellik:
Pasiflik değildir.
Sorumsuzluk değildir.
Üretimden kaçmak değildir.
Tembellik; boş zamanın, yaratıcılığın, düşünmenin ve insani deneyimin korunmasıdır.
Lafargue, insanların günde üç saatten fazla çalışmaması gerektiğini savunur. Ona göre geri kalan zaman:
Sanatla,
Felsefeyle,
Aileyle,
Dinlenmeyle,
Düşünmeyle
geçirilmelidir.

Bu yönüyle kitap, günümüzde sıkça tartışılan:
tükenmişlik sendromu
iş-yaşam dengesi
verimlilik takıntısı
hustle culture (çalış, daha çok çalış)
gibi kavramlarla örtüşür.
Hustle Culture
Modern dünyada “çok çalışmak” bir övünç sebebi. Sabah 5’te kalkmak, 14 saat çalışmak, hafta sonu bile üretmek bir başarı göstergesi gibi sunulur.
Bu anlayışa bugün hustle culture deniyor.
Lafargue 1883’te aslında tam olarak bunu eleştiriyordu.
Çalışmanın kendisinin bir kimlik haline gelmesi, insanın varoluşunu işine indirgemesi ve boş zamanı suçlulukla ilişkilendirmesi… Bunlar modern toplumun temel sorunları arasında yer alıyor.
Çalışma Ahlakı ve Modern İnsan
Batı dünyasında özellikle Protestan çalışma ahlakı, çalışmayı neredeyse kutsal bir görev olarak görür. Bu anlayış zamanla kapitalist üretim sistemini beslemiş ve insanın değerini üretkenliğine bağlamıştır.
Lafargue’a göre bu tehlikelidir.
Çünkü:
İnsan yalnızca üretmek için yaratılmamıştır.
Sürekli meşgul olmak, değerli olmak anlamına gelmez.
Boş zaman tembellik değil, insan olmanın parçasıdır.
Bugün beyaz yakalı çalışanların yaşadığı tükenmişlik, anksiyete ve kronik yorgunluk tam da bu zihniyetin sonucudur.
Dil ve Üslup: Bir Manifesto Tonu
Tembellik Hakkı akademik bir analiz değildir. Kısa, polemikçi ve alaycı bir metindir. Lafargue yer yer serttir ama tam da bu yüzden etkilidir, yerleşik değerleri sorgulamaya zorlar.
Metin, bir teoriden çok bir çağrıdır:
Çalışmayı kutsallaştırmayı bırakın.
Bu çağrı 19. yüzyılda olduğu kadar bugün de sarsıcıdır.
Günümüzden Bakınca

Bugün teknoloji sayesinde üretim kapasitesi tarihin en yüksek seviyesinde. Buna rağmen insanlar daha az değil daha çok çalışıyor.
Dijital çağda:
E-postalar bitmiyor.
Mesai saatleri belirsizleşti.
Online olmak zorunluluğa dönüştü.
Bu noktada Lafargue’ın metni daha da güncel hale geliyor.
Belki de asıl soru şudur:
Verimlilik artarken neden boş zaman artmıyor?
Sonuç
Tembellik Hakkı, kısa olmasına rağmen zihni uzun süre meşgul eden, yerleşik doğrularla kavga eden bir metin. Çalışmanın anlamını, ınırlarını ve insan hayatındaki yerini yeniden düşünmek isteyen herkes için güçlü bir çağrı niteliğinde.
Bu kitap, “neden çalışıyoruz?” sorusunu sormaya cesaret edenler için yazılmıştır.